5/6/2008 - benden bize geçiş..
03.05.08
Zaman zaman, daha önceden bilmediği duygular hisseder kişi, ne çok derinlerinde ne de sığ yerlerinde kalbinin. Ortalarında bir yerlerinde işte. Ne geçmişe çok yakın ne geleceğe dair. Üstelik bunu yeni insanlarla tanışmadan, yeni kavramlar öğrenmeden, yeni nesnelerle herhangi bir bağlantı kurmadan yapar yüreği. Ruhun tepkisidir çoğunlukla bu. Mutluluğa yakın mıdır bu hisler yoksa hüznün alt kümesi midir? Bilinmez. Bu yeni oluşum size tanıştırılmış olan yeni bir insanın hakkında, adından başka hiçbir şey bilmediğiniz ilk anlardaki belirsizlik hissini verir. Hem ne de olsa bir duygudur bu herkesin tanımını farklı yapabileceği, nasıl adlandırılabilir ki.
Misal.. Sizlere göre iç burukluğu nedir? Göz çevrelerindeki kırışıklıklar mı?, çocuğunuzun istediği herhangi bir şeyi alamamak mı?, yoksa yeni sevgilinin gözlerine bakarken geçmişten bir türlü sıyrılamamak mı? Peki.. Huzur nedir? İnsanların sizleri içtenlikle kabul etmesi mi? Ruhunuzu güçlü bir kişiliğe yaslayabilmek mi? Ya da yaratılmış sade bir güzelliğe gülümseyebilmek mi?
BENCE... BENce.. bence..
Duyuyorum kendi ruhumun bencelerini! Sanki sizinkileri de duyar gibiyim!
Fakat acilen susturuyorum her bir parçamın haykırdığı benceleri, fırsatım olsa sizler için de yapardım bu iyiliği. Çünkü, hayat bencelerle yaşanmıyormuş idrak ettim. İşte o idrak noktasında, hiç tanımadığım, ‘BİZ’ olabilmiş, tüm insanları nacizane takdir ettim.
Ki onların tebrike hiç mi hiç ihtiyaçları yoktu! Hayat, insanlar, yaradan her ne derseniz deyin onları fazlasıyla ödüllendirmişti. Onlar her geçen anda hiç tükenmeyecek olan armağanlarını bir bir açıyorlar ve her seferinde tazeleniyorlardı. Bu yüzden takdir, ‘BİZ’ olabilmişler için pek yüzeyseldi.
Şunu anlamalıydık ki; ‘Hayat insana gerektiği yerde sinyaller veriyordu ve bu bazen ismini bulmakta zorlandığımız bir duygu vasıtasıyla olabiliyordu.’
İhtiyaç yoktu hayatta ne sevgiye, ne sevgiliye, ne arkadaşa, biz olamadıktan sonra.. Oysa muhtaçtık birilerine her zaman, ben’i biz’e çevirsinler, en güzeli de bu dönüşümü bizlere öğretebilsinler diye..
İşte bu sebeple: Önce bana, sonra sana, biraz da ona, en çok bize, bir parça size, belki bir gün ‘biz’ olurlar diye azıcık da onlara mutluluklarım var!
//Bu yazı sen ve ben yani bize yönelik değil sadece 'biz' kavramı için yazılmıştır.//
|